Yazı Detayı
31 Ocak 2020 - Cuma 22:44 Bu yazı 349 kez okundu
 
"Dün gece bir kadın çok ağladı burada."
Yeliz Toy
yeliznaz1978@hotmail.com
 
 

Dün gece bir kadın çok ağladı burada. Kimseler bakmadı ona..


Örgütlenmenin tarihini yaz dedi bir arkadaşım o esnada bana. Örgütlenmenin tarihi kapı önlerinde başlar dedim Anadolu'da. Ayaküstü bir akşam vakti, gün kararırken buz gibi avlularda, ortalık taze ekmek ve çiçeğe durmuş ıhlamur kokarken çoğu kadının tek telâşı akşam sofrasına yemeği yetiştirmekten ibaretken, çocuklar meraklı gözlerle kadınlara bakarken biri çıkar ve tüm manzaraya inat, ıhlamur kokusuna tezat kötücül bir adamdan bahseder. 

 

***


Nereden çıktı bu şimdi, dedi. Bir kadın ağlıyor burada diyemedim. Ağlayan kadınlar utandırır hep beni. Onun yerine, bu kötücül kocadan bahsettim. Koca dediysem belki bir baba bir akraba ya da herhangi bir adam olabilir. Tanıdıktır o. Kimse yadırgamaz mahallede bu adamı da yaşananları da, dedim. Mahalledeki dayanışma da kadın örgütleri de bin yıldır hazır durur orada. Ama örgüt olduklarını bilmezler. Dünyanın en iyi kalpli örgütlü emekçileri olduklarını bilmedikleri gibi. Yardım çağrısı asla yanıtsız kalmaz ıhlamur kokan sokaklarda. El birliğiyle def edilir her bela. Bu sonsuz bir güven verir tüm kadınlara. Dün gece bir kadın çok ağladı burada. Gecenin üçüydü, güvenecek kimse yoktu. Ve kimseler bakmadı ona. Bir keresinde ben de çok ağlamıştım. Kimseler bakmamıştı bana da. Belki bir kereden de fazlaydı. İnsan mutlu günleri gibi çetelesini tutmuyor ki kederli ve hırpani günlerin. Sonra bir gün ağlayamadım. Komşunun ayağımdan büyük naylon terlikleriyle karlı bir kış gününde çorapsız, hırkasız düştüm yollara. Her yer donmuştu, kalbim donmuştu ve ben soğuktan değil ama küçük oluşumdan korkmuştum. Her şey ne kadar büyüktü. Evler, yollar, karla kaplı ağaçlar, ayağımdaki terlik, rüzgarın şiddeti, köpeklerin havlaması ne kadar büyüktü. Devler dünyasında bir cüce, tek tarafı kopmuş terliğin parasını nasıl ödeyecekti? Para da çok büyüktü. Küçük olan tek bendim. Gözyaşlarımın büyük olacağını, birinin onu görebileceğini bilseydim, muhakkak ağlardım. 

 

***

 

Mahallelerin yıkıldığı, apartmanların en havalı günlerini yaşadığı, yalnız insanları bağrında saklayıp iyice ufalttığı zamanlardı. Kaynamış çilek reçeli kokusu da taze ekmek kokusu da yoktu ortalıkta. Kişiliksiz apartmanların tek tip dairelerinde kestane kokusu bile yoktu. Çünkü sobaların yerini metal soğukluğuna tezat gümbür gümbür yanan petekler almıştı ve kestaneler artık tavalara mahkumdu. Dedim ya kıştı. Yalnız sokaklar değil, kalbimiz de ıssızdı, kalbimiz de kıştı. 

 

***


Ben o gece büyüdüm. O soğuk gecede bir anda büyüyüverdim. Sokağa çıktım, korkmadım, utanmadım. Annemin kumdan kalelerini, kağıttan evlerini, sahte cennetini yıktım. O gece başkaldırmayı öğrendim. Ağlamanın işe yaramayacağını, bir şey yapmam gerektiğini... Bir şey yapmak 'gitmekle' başlıyor çoğu zaman: Oradan gitmek, üstüne gitmek...Değiştirmek için hareket etmek, hep gitmekle ilgili benim dünyamda. Mahallelerin dayanışmayı unuttuğu hatta mahallelerin mahalle olduğunu unuttuğu, üstümüzden 80 Darbesi'nin tanklarıyla birlikte ruhumuzu da ezip geçtiği, herkesin içine ve evine kapandığı, insanların sustuğu ama çok sustuğu zamanlardı. Dedim ya kıştı. Soğuktu, karanlıktı, ıssızdı. Hem evler hem insanlar. Her şeyin ulu orta yaşandığı, çorbaların ve acıların bölüşüldüğü zamanlar değildi. 

 

***

Dün gece bir kadın tam burada sokağın ortasında çok ağladı. Kimse bakmadı. Ben ona karşıdan baktım. Ben ona küçük bir kız çocuğu gibi şaşırarak baktım. Ağlamayı hatırladım. Sonra ağlayamamayı... Sonra karanlık bir kış gecesi sadece koştuğumu. Korkmadığımı ama o günden beri hep koştuğumu, ağlayamadığımı. Şimdi ne zaman sahte cennetler görsem; bozarım. Kumdan kaleleri, kağıttan evleri yıkarım. O günden beri başkaldırırım. Dün gece burada bir kadın ağladı sokakta. Ben kadına baktım, annemi gördüm. Ben, anneme gitmeyi öğrettim. Annemin annesi oldum ben. Ağlamaktan daha fazlasını yapsın istedim, annemi gitmeye mecbur ettim. Annem gitmelerin kadını değildi: Ağlamaların kadınıydı o. Ben sırf hatıralarımda annem ağlayan kadın olmasın diye içimde kocaman bir boşluk, hiçlik açarak, sırf bir çocukluk fotoğrafını değiştirmek için hafızamda "Ben annemi gönderdim". Fakat sadece hafızamda değil ben annemi gerçekten gönderdim. Yine kağıttan evleri yıkılır annem bilse bunu. Orta sınıf sahte cennetimiz, görmezden gelmeye dayanıklı çünkü. Annem giderken arkasından bile bakmadım. Baksaydım ağlar mıydım?

 

***

 

Dün gece burada bir kadın çok ağladı. Ben baktım kadına. Ama bir şey yapmadım. Gitmeyi yalnızca kendi öğrenebilirdi. Ağlamayacağı yerlere gitmeyi...Gittiğim o soğuk kış gecesinin üstünden otuz yıldan fazla geçti. Benim üstümden koca bir hayat... Hâlâ giden kadınım ben. Otuz yıl sonra annem de gitti.  Fakat annem ağlayarak gitti...

 

***

 

Dün gece bir kadın çok ağladı burada. 
Ben kadına baktım.
Belki o kadın bendim.

 

Yeliz Toy

Eğitim İş Kemalpaşa Temsilcisi

 
Etiketler: "Dün, gece, bir, kadın, çok, ağladı, burada.",
Yorumlar
Haber Yazılımı